SEN İÇİNDE HANGİ KURT?U BESLİYORSUN? PDF Yazdır e-Posta

BİR KIZILDERİLİ ÖYKÜSÜ

Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyordu. Onlara dedi ki: "İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında:

Bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.

Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor. Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde."

Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına, "Hangi kurt kazanacak" diye sordu.

Yaşlı Cherokee kısaca cevapladı?

"Beslediğiniz "

Hiç düşündünüz mü siz yaşamınızda hangi ?kurt?u besliyorsunuz? Ve neden? İnsanoğlu kutupluluklar içinde yaşayan bir varlık. Doğa?da aynı şekilde. Hiçbir şeyi birbirinden ayıramayız. Bu da bize her şeyin kendi içindeki güzelliğini keşfetmeyi ve değiştiremeyeceğimizi olduğu gibi kabul edebilme gücümüzü öğretir, farkettirir. Yağmurlu hava varsa güneşli havanın da olacağı, sıcak varsa soğuğun da kaçınılmaz olduğu gibi.

 

Dolayısıyla insanoğlu yukarıda bahsedilen duygulardan hepsine karışık şekilde sahiptir. Kimimizde biri daha baskın, kimimizde diğeri daha baskın. Tıpkı aynı olayı, kıskanç birinin, açgözlü birinin, merhametli yada yardımsever birinin bambaşka algılaması ve bambaşka şekilde tepki vermesi gibi?

 

Bütün bunların ışığında hiç farkında bile olmadan arasında gidip geldiğimiz duygu karmaşasında şöyle önemli bir durumu da göz ardı etmemek gerekir ki bu da ?DENGE? dir. İçimizdeki denge, olayları olduğu haliyle algılamak, dışarıdan bakabilmek, düşünce temizliği dışarıdaki dengeyi de yaratır. Bu dengenin oluşumu; bize öğretilene, çocukluktan çevremizi izlediğimiz kadarıyla anladığımız ve algıladıklarımıza, zihnimize ?bu şekilde olmalı, doğru budur? diye kaydettiğimiz başkalarının doğrularına, görüp taklit ettiklerimize, atalarımızdan aktarılan bilgilere, doğum haritamıza, geçmişimize bağlı bilgiler, datalardır.

 

Dolayısıyla bu bilgilere, datalara göre hayatımızı, insanları, olayları algılar ve ona bunlara göre yaşarız.

Neyi beslediğimiz, besleyeceğimiz bu bilgilerle bağlantılıdır ve bir şekilde doğduğumuzda bellidir aslında.

Herkesin kendine özgü yazılmış, kendi zihin sınırları içine hapsolmuş bir kütüphane!

 

Bir düşünün; eğer zihnimizi değiştirirsek seçimlerimiz de değişir mi?

Seçimlerimiz değişirse, hayatımız da olumlu anlamda değişir mi?

Zihnimizin ve kalıplarımızın değişmesi algımızın da değişmesine olanak verdiği için hayallerimizde gerçekleşir mi?

İçinde bulunduğumuz durumu fark etmek, değiştirebilmek insanoğlunu kendi hapishanesinden özgürleştirebilir mi, prangalar kırılabilir mi?

Yaşam cennet olur mu?

 

Evren (kendimiz) hangi enerjiyi (düşünceyi) yayarsak onu bize gerisin geriye yansıtıyorsa, o zaman yukarıdaki soruların cevabı neden EVET olmasın!

Bugün evet bugün, kendinize bir ödül verin ve sessiz kalın. Sessizlik ruhunuza iyi gelir. En doğru bilgiyi kendi derininize inerek elde edebilirsiniz. Bugün sessiz ve derin bir meditasyona dalın. Bütünlüğünüz için, mutluluğunuz için neye ihtiyacınız var, yaşamdan ne istiyorsunuz veya istemiyorsunuz onu keşfedin! Kendinizi KEŞFEDİN!

Ve aşağıdaki sözleri aklınıza geldikçe tekrarlamaktan vazgeçmeyin; Ben Değerliyim. Ben Başarılıyım. Dengedeyim. Kendimi olduğum gibi kabul ediyor ve seviyorum. Aradığım Sevgi, Huzur, Destek, Güven her zaman benim içimde ve dışıma taşıyor, yayılıyor bütüne. Ben Sınırsızım, Sonsuzum. Her gün enerji ve neşe doluyum. Yaşamı, insanları olduğu haliyle kabul ediyor, seviyorum. Bu benim yaşamım, başkalarını incitmeden, istediğim şekilde kendi yaşamımı yaratmak, yaşamak hakkına sahibim.

Daima aşk?la, huzurla, anlayışla?

Ebru Feyizoğlu

Haziran 2010,

 

Yorum ekle

yorum poliçesi


Güvenlik kodu
Yenile