DEĞİŞİMİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ PDF Yazdır e-Posta

Bugün sevgili Meg Ryan ın güzel bir filmini izledim. Filmin ana teması; 13 yıllık evliliği bir tarafta, karısından genç olan 20?li yaşlarda güzel bir kadınla 1 yıldır ilişkisi ise diğer tarafta olan bir erkeğin farkındalık öyküsüydü.

Film, başrol oyuncusu olan erkeğin, işinden başını kaldıramayan, bu yoğun çalışma temposunda kadınlığını ve erkeğine tutkusunu unutmuş güzel karısına yazdığı ayrılık mektubuyla başlıyor.

Karı-koca önceden dağ evinde hafta sonlarını geçirmek üzere plan yapmışlar. Fakat kocanın bunun dışında bambaşka planları var? Koca, eve erken giderek gül demetleri ordusuyla evin her tarafını bezeyip sevgilisiyle1 gün geçirmeyi, sonrasında ise sevgilisiyle Paris?e uçarak ona evlenme teklif etmeyi planlıyor. Karısı ise 1 gün sonra gelerek ayrılık mektubunu okuyup, olayı mektuptan öğrenecek. Ancak karısı da kocasına sürpriz yapmak üzere dağ evine erken gidince tesadüf bu ya ayrılma mektubu ve sürpriz sevgiliyle yüz yüze geliyor. Film bundan sonra hareketlenmeye ve izleyenin merakını cezp etmeye başlıyor? Kocasını kaybetmek istemeyen güzel eş?in müthiş zekasıyla hazırladığı oyun ve iyi-kötü güzel paylaşımlarla geçen bu 13 yılı kocasına hatırlatmasıyla film gittikçe daha da ilginçleşiyor.

Zeki eşin, kocasına, kendini, eski güzel günlerini, düğün gününü, evlenirken eşinin ona her zaman onu seveceğine ve yanında olacağına dair sözlerini hatırlatması, ilişkisine inancını kaybetmeden yaşatmaya çalışması oldukça çarpıcı? Düşünsenize tam 13 yıllık birliktelik? Kim bilir ne çok anı, ne çok heyecan, iyi-kötü günler, özel an?lar paylaşılmıştır bunca zamanda.

 

Günümüzde her şeyin hızlanması ve çok?luğu, sadakati ve sevginin değerini o kadar çok etkiliyor ki. İstediğimiz her şey elimizin altında. İnsan bir an?lık içi boş hoşlanmayı sevgi zannedip iki gün sonra elinin tersiyle itebiliyor. Dışarıda her türlü ortam var. Evlerimizde de her şey mevcut. Aileler rahat. İnsan sayısının fazlalığı ilişkilerde ki ?alternatif? i arttırıyor? adeta.

 

İlişkilerde kaybetme korkusu neredeyse kalmadı. ?Elimi sallasam ellisi? durumu o denli yaygın. Hatta bir anda birkaç kişiden hoşlanabiliyor bile insanoğlu. Anlayacağımız ?bir el yağda bir el bal da?. Her gün aynı yemek yenir mi? felsefesi almış başını gidiyor. İnsan kendi kendine kaldığında bile bir şekilde oyalanabiliyor, kadın- erkek ihtiyacı olmadığı zamanlar deneyimleniyor.

 

Hiç düşündünüz mü yaşarken neden bazı değerlerimizi kaybettik? Neyi göremiyor ya da görmekten bıkıyoruz da her şey zaman içinde eriyip, önemini bu kadar çabuk kaybedebiliyor? Yeni gelen nesle ve zamana uyum göstermezsek yaşam yaşanmaz bir hal mi alır? Yoksa değişim kaçınılmazdır ve doğada olduğu gibi uyum sağlayamayan göçüp gitmeye mahkum mudur? Y

aşamdaki her türlü ilişkimizde belli bir noktaya gelmeden, ilişkiler tıkanmadan tekrar geriye sarıp yeniden izlemeli miyiz paylaştıklarımızı?Hatırlatmalı mıyız kendimize ve karşımızdakine o iyi-kötü yaşanmışlıkları?Bu biriktirdiğimiz güzellikleri korumanın bir yolu olabilir mi sizce?

?Sevgi?yle, ?Farkında? lıkla?

Ebru Feyizoğlu (23/ 04/ 2010)

 

Yorum ekle

yorum poliçesi


Güvenlik kodu
Yenile