ALICE?İN HARİKA DİYARI ! PDF Yazdır e-Posta

Geçen haftalarda kızımla birlikte, aylardır merakla beklediğimiz Alice Harikalar Diyarı filmine gittik. Film beklentimizin biraz altında olsa da, Tim Burton un yönetmenliği, Johnny Depp ve Helena Bonham Carter?ın eşsiz performansı ve kostümler göz kamaştırıcıydı.

Filmde kötü karakter kırmızı kraliçenin eline geçmiş ancak koruma içgüdüsü ve iyiliğinden kaybetmemiş köpek karakterin, Alice?i korumak adına ?Yoldan sapmış olursun Alice oraya gitme demesi, Alice in ise gitmekte son derece kararlı olup ?Yolu ben çizerim? diyerek devam etmesi etkileyiciydi. Aralarda birçok çarpıcı, farkındalık sağlayan replikler vardı ancak birde son sahnede canavarla Alice? in savaşı esnasında, Alice in kendisiyle yaptığı sohbet oldukça hoşuma gitti. İşte bu haftaki yazımda bu filmden ilham aldım ve uzun süredir aklımda olan aşağıdaki satırlar sizlerin karşısına çıkmak üzere oluşuverdi.

Hiç fark ettiniz mi tıpkı Alice filmindeki gibi hepimiz pek bir korkarız yoldan sapmaya. Yaşamda herkesin ?yapılması gerekli? birtakım listeleri vardır. Bu listeler hem kişilerle ilgilidir, hem kendimizle, hem de yapılması gereken davranış, tavır vb durumlarla ilgili listelerdir. Mesela siyah bir elbise giymişseniz mutlaka altında siyah renk ayakkabı olmalıdır, lacivert giyemezsiniz. Mutlaka her gün evde temizlik yapılması gerekir. Ya biri çat kapı misafirliğe gelirse. Özellikle özel günlerde yada bayramlarda bazı insanlar aranır, bu günler dışında bu kişileri aramak içten gelmez, zorunluluktur adeta. Bunlar gibi birçok listesi vardır insanoğlunun. Her gün, belirli gün ve haftalarda, her yıl, belirlenmiş kişilere yapılması gerekenler listesi... Böyle alışmışızdır ve bu şekilde eğitilmiş, öğretilmişizdir.

 

Toplum (insanlar) bu şekilde davranılmasını, giyinilmesini, yapılmasını, konuşulmasını vb. bekler bizden.

Yoksa eleştirirler. Herkes tuhaf tuhaf bakar ve konuşur bir şey farklı yapılmaya, giyilmeye, boyanmaya, söylenmeye vb başladığında. Biz insanlar da bununla yüzleşmemek, aykırı durmamak, kabul görmek, sevilmek, başarılı sayılmak için bu listeleri kuralına uygun bir şekilde ?kendimizden vazgeçerek? yapmaya devam ederiz.

İnsanların, toplumun istediği gibi oluruz. Sevmeden, istemeden yaparız birçok şeyi. Kalp gittikçe her defasında daha da fazla kapanır. Yakınlaşacağız derken, zorunluluk olduğu için daha da uzaklaşırız kendimizden ve diğerlerinden?Hastalanırız. İşte bu zihinsel (öğrenilmiş) hapishanemizdir bizim. Esaret altında geçen koskoca bize ait olmayan, içimizden geldiği gibi yaşayamadığımız bir yaşam? Sevgimizi geliştiremediğimiz, kalıplara dökülmüş şekilli sevgi gösterişleri? Düşünsenize insan denen varlık bu özen ve dikkatin küçücük bir kısmını dahi kendine gösterebilseydi yaşam ne kadar farklı olurdu kimbilir... Önce kendini doyurup kendi tokluğunla başkalarını besleyip, doyurmak çok daha tatmin edici ve anlamlı olmaz mıydı?

Kendisi aç kaldığı ve bu arada sürekli başkalarını doyurmak ve memnun etmek için didinirken yorgun, hasta düşen, yaşama zevki kalmayan, her geçen gün kendinden daha da uzaklaşan kişiler olmaya aday mı her yeni doğan?

Hayat sürekli sadece başkalarını memnun ederek, onlara iyi görünerek, istenileni yaparak ne kadar mutlu geçebilir? Bunları bir düşünün?

Mucizelere inanmaktan ve hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin. Başkalarını tanımaya çalışmadan önce kendinizi tanıyın, keşfedin, kendinizle ilişki kurun. Kendinize espriler yapın, kendinizle dalga geçin (eleştiri yerine) İşte o zaman karşınızdakiyle çok daha rahat, istekli, severek ve samimi ilişkiler kurduğunuzu göreceksiniz. Beslendikçe daha da büyüyecek bu ilişkiler?

Hazır ilkbahar gelmişken boşaltın zihninizi yüklerden, kontrol edin listelerinizi bakın bakalım artık ihtiyacınız var mı diye. Boşaltın dolabınızı ihtiyacınız olmayan kıyafetleri, tabak çanakları çıkarın.Yer açın yeniye, yeni duygulara, yeni düşünceler, yeni (gerçek) size !

Satırlarıma Alice?le başladım, filmin son sahnelerinde esas kızımızın kötü karakterle yaptığı düello esnasında kendiyle yaptığı sohbet ve büyük zaferle bitireyim istedim.

Alice sadece öyle olduğuna inanırsan ancak ?imkansız? diye bir olgunun var olabileceğini düşünen biri. Filmin son sahnesinde: Bazı sabahlar kahvaltıdan önce 6 imkansız şeyi düşünürüm diyerek canavarla savaşmaya başlıyor ve delikten düştükten sonra yaşadığı 6 imkansız şeyi sayıyor kendi kendine;

1)Seni ufaltan bir iksir var

2) Seni büyüten bir kek var.

3) Hayvanlar konuşabilir

4) Kediler kaybolabilir

5)Harikalar diyarı denen bir yer var

6)Canavarı yok edebilirim Ve kazanıyor?

Yapmanız gereken sadece kendinize tutunmak, tanımak ve inanmak... Ancak o zaman sevmeye başlarız kendimizi. İnsan bilmediği bir şeyi ya da birini nasıl sevebilir ki? Eğer imkansız olduğuna inanırsanız o imkansızdır, bunu yapabileceğinize inanırsanız yapabilirsiniz..

Haydi ! Zaman bu an, şimdi, daha ne bekliyorsunuz...

Sevgiyle

Ebru Feyizoğlu

 

Yorum ekle

yorum poliçesi


Güvenlik kodu
Yenile