TESLİMİYET PDF Yazdır e-Posta

Hiç düşündünüz mü neden bir şeyi çok istediğinizde hatta inadına, ısrarla istediğinizde bir türlü gerçekleşmez ya da ancak sizin hevesiniz kaçtığında gerçekleşir?

Diyelim ki bir şeye odaklandınız. Herhangi bir şey, lütfen kendinizi kısıtlamayın. Bu kız / erkek arkadaş veya eş bulmak olabilir, zengin olmak olabilir. Bir işe başvurmuş cevap bekliyor olabilirsiniz. Şimdi bunlardan birini veya son zamanlarda olmasını istediğiniz bir durumu seçin ve ona odaklanın. Hadi ama o kadar da zor değil.

Odaklandığınızda içinizde kelebek efekti kıvamında heyecanın yanı sıra, acaba olacak mı? endişesinin de beraber geldiğini fark edin. Çünkü olmasını çok istiyorsunuz, ya olmazsa? Ya sizin istediğiniz zamanda veya istediğiniz kişiyle olmazsa?

Odaklanmaya devam edin. Diyelim ki dileğinizin üstünden biraz zaman geçti ve siz halen bekliyorsunuz. Beklediğiniz cevap gelmiyor, askıda kalakaldınız. Muallaktasınız ve gittikçe endişeniz artıyor! Hatta sinirleriniz bozulmaya başladı, tahammülünüz azaldı, uykularınız kaçıyor. Birden isteğinizin zihninizi hatta tüm benliğinizi kapladığını fark ettiniz. Onun esiri olup çıktınız.

Bu istek o kadar benliğinizi kaplar ki şizofrenik bir şekilde gün içinde ne yapıyor olursanız olun, sonunda aklınızda sadece odaklandığınız durum olduğunu fark edersiniz.

İsteğiniz, dileğiniz adeta bir yün topağı gibi zihninizde yer edinmiş, hatta kendine sıcacık bir ev kurmuş, yorganını üstüne çekmiş ve kitlenmiş bir şekilde oracıkta keyif yapar.

Kendinizi defalarca durumu düşünürken, arkadaşlarınıza danışırken, neden, niçini araştırırken, kendi kendinize birtakım bahaneler bulurken yakalarsınız. Bir türlü beklediğiniz cevap gelmez ve bir türlü cevabın neden gelmediğini çözemezsiniz. Beğendiğiniz ya da küstüğünüz erkek ya da kız arkadaşınız sizinle bir türlü irtibat kurmaz, başvurduğunuz işyerinden cevap gelmez, olmasını çok istediğiniz ve o kadar da odaklandığınız herhangi bir şey bir türlü oluşmaz. Bugüne kadar onca işin altından kalkan, okulda en zor problemleri çözmüş olan siz, bir türlü bu durumu çözemezsiniz.

Başkasına mahkumsunuzdur, sizi aramasına, size geri dönmesine, cevap vermesine? Ve bir türlü cevap gelmez. Karlı havada yolda sıkışıp kalmış gibi?

Neden sonra siz artık olaydan ümidinizi kesmiş, zamana bırakmış, günlük işlerinize konsantre olmuş bir şekilde akışta seyrederken, konuğunuz zihninizden pılını pırtını toplar, kamp ateşini söndürür. Zihninizin bir süredir kiralanmış olan bölgesi artık boştur.

Birden mucizevi şekilde beklenilen telefon, cevap, bilgi geliverir. Ta ki su kaynatan bir motor haline gelmiş olan siz, soğumaya karar verinceye kadar. Hem de hiç beklemediğiniz bir anda.

Evrende her şeyde olan ve sizin endişeli bekleyişinizle şarj olmuş enerji deşarj oluncaya, artık serbest kalıncaya kadar. Bizzat siz, onu zihninizde serbest bırakıncaya kadar?Zamana yenik düşünceye kadar.

Tabii istekler / dileklerde ki diğer bir seçenekte dileğinizin istediğiniz şekilde gerçekleşmemesidir. Bu bekleme ve teslimiyet süresi, istediğiniz şekilde gerçekleşmeyen durumun aslında sizin için uygun olmadığını, bunun ihtiyacınız değil sadece isteğiniz olduğunu fark etmenizle sonuçlanır ki bu durum da sizi tatmin eder. Her iki durumda da kazançlı çıkar, mutlu olur, farkında olursunuz. Ne zaman ki teslim olur, durumu takıntı haline getirmez ve akışla birlikte ilerlersiniz işte o zaman isteğinizdeki enerji şarjları açılır ve olması gereken gerçekleşir.

Ne zaman ki bir şeyi ister ve istedikten sonra ?cepte? yani ?bu dilek aklıma düştü, istiyorum ama hayırlısı ne olacaksa olur ve sonuç benim hayrımadır? diye düşünür ve her zaman ki işlerinizi yapmaya devam ederseniz sonuç ne olursa olsun sizi tatmin edecektir.

Yaşamda uyum, denge önemlidir. İlişkilerde ve kendi içimizde de önemli olduğu gibi. Her şeyle birlikte akabilmek, akamıyorsak durmaya uyum sağlamak önemlidir. Hızla akan suya kapılıp yok olmak ya da illa akmayacağım derken bir taşa çarpıp yaralanmamak gibi.

Kendini bırakıp, kendinden ve her şeyden vazgeçmektir teslimiyet? Yapabildiğini yapıp, gerisini bırakmak, kontrol etmemektir? Bunları yaparken asla kalbinden uzaklaşmamak, doğayla bağlantını kopartmamaktır? Yaşamı ve kendini olduğu gibi kucaklamaktır.

Unutma sevgiyi içinde hissettin mi her zaman yuvadasın. Her yer senin yuvan, herkes senin ailen. İşte böyle hissettiğinde kırılır tüm zincirler ve özgür kalırsın. Teslim olursun her şeye ve kendine.

Evrende herşey kemanın ince teli gibi gözle görülmeyen iplerle birbirine bağlıdır. Bunu bilirsen ve kendin gibi kabul edip seversen kendinin dışındakini, yardım istersen, tüm insanlık yardımına koşar. Nereden, nasıl geldiğini anlamazsın bile ama yardım gelir ve şükredersin. Evren dediğin olgu yani sen?in kendine bakış açın nasılsa o da sana o denli bonkör olur. Sana şefkatle bakar, değer verir.

Yaşam her zaman istediğini vermez ama emin ol ki ihtiyacın olanı verir. O an oluşmuş olan bu güzelliği fark edersin ya da anlamaz, kızarsın, isyan edersin ama sonrasında mutlaka olanın senin için en iyisi olduğunu anlarsın.

Bu haftaki yazıma son verirken, her zaman çok sevdiğim İrlandalı dahi müzisyen Enya?nın ?A day Without Rain? albümünden seçtiğim parçası ?Only Time? (Sadece Zaman) şarkısından spontan seçtiğim dizeleri siz sevgili okurlarım için sevgiyle paylaşıyorum?

Her şey gönlünüz gibi güzel olsun?

 

SADECE ZAMAN

Yolun nereye gittiğini, günün nerede aktığını kim söyleyebilir?

Sadece zaman

 

Kalbinin seçtiğiyle sevgin büyürse kim söyleyebilir?

Sadece zaman?

 

Sevginin kanatlandığı gibi kalbinin neden iç çektiğini kim söyleyebilir?

Sadece zaman?

 

Kalbinin neden ağladığını kim söyleyebilir?

Sadece zaman?

 

Yolların ne zaman karşılaştığını kim söyleyebilir? Bu senin kalbindeki sevgi olabilir.

Sadece zaman?

 

Ve günün ne zaman uyuduğunu kim söyleyebilir? Eğer gece tüm kalbini tutarsa

Sadece zaman?

Sevgimle

Ebru Feyizoğlu

www.ebrufeyizoglu.com (09/03/2010)

 

Yorum ekle

yorum poliçesi


Güvenlik kodu
Yenile